Tarih 30 Temmuz 2008, 23:15. Yazan 724Danismanlik.
Etiket:
ozelders, pedagog, pedagoglar, pedagogum, pedagoğum, pedegog, pedegoglar, pedegok, psikiyatr, psikiyatris, psikiyatrist, psikolog, çocuk psikoloğu, özel ders, özel çocuk
Yalancı Çocuk ve Gençlik Yetiştirme Teknikleri
Öncelikle yanıma gelen bir kaç ilköğretim öğrencisiyle yaptığım görüşme sonrası aldığım notları size aktarıyorum:
Yalanın bir kaç faydası !!!
* İnsanı vicdan azabından çabuk öldürür.
* Sizi tedirgin yapar, beyninizi sürekli meşgul eder, bilgisayar gibi sık sık "reset"lemek zorunda kalırsınız.
* Başınız belaya girer.
* Çekirge bir sıçrar, 2 sıçrar.
* İnsanların size
olan güvenini kaybedersiniz. Devamlı popüler kalırsınız. Yakışıklı bir
rütbeniz olur. "Yalancı" damgası ile adınız çıkar 9 a inmez 8 e.
* Ayrıca sağlığa zararlıdır, çabucak öbür taraftaki "tahtalı köye" muhtar olursunuz.
Çocuklar Neden Yalan söylüyorlar ?
* Anne-babaları-akrabaları yalan söylüyor. "Yalan" söylemek moda olmuş.
* Çocuklar korkutulursa yalan söyler. İlgisiz kalırsa "katmerli" yalan söyler. Dikkat çekmek ister.
* Verilen sözler tutulmayınca yalan söyler.
Şimdi gelelim sadede:
Bazen zararını
gördüğümüz, bazen de kısa süreli bize faydası dokunan ama hepimizin
karşılaştığı acı bir gerçek var: Yalan. Yalan, insanlığın varoluşuyla
başlayan ve devam eden bir gerçektir.
“Dünyada ölümden
başkası yalan” diyor Candan Erçetin, ve “yalan”ın da hayatımızda yer
edindiği de kaçınılmaz “gerçek”! Yalan söylemek, artık hayatımızda
yediğimiz yemek, içtiğimiz su, cinsel ihtiyaçlarımız kadar doğal ve
hatta bu ihtiyaçlarımızla iç içe geçmiş durumdadır. Küçüğümüz
büyüğümüz, yaşlımız, gencimiz hepimiz bir şekilde yalan söylüyoruz.
Aslında hepimiz yalan söylememiz gerektiğini çok iyi biliyoruz. Yalanın
zayıf karakterli insanların silahı olduğunun da farkındayız. Peki
bunları bile bile bizler neden yalan söylemeye devam ediyoruz? Neden
herkes yalan söylüyor, yalan söyleme hastalığı bizde nasıl yerleşiyor?
İki ana nedenden dolayı yalan söylüyoruz:
a) Cezadan
kaç(ın)mak. Babasının dayağından korkan çocuk yalan söyler çünkü doğru
söylerse ceza ile karşılaşacaktır. Ödevini yapmayan öğrenci yalan
söyler çünkü, öğretmenin kendisine düşük not vermesini istememektedir.
b) Mükafat (ödül)
elde etmek. Küçük çocuk ilgiyi üzerine çekmek için yalan söyler,
göreceği ilgi onun mükafatıdır. Tüccar kalitesiz malı kaliteli diye
anlatır, alacağı ücret onun ödülüdür.
Cezadan kurtulmak ya da ödüle ulaşmak amacıyla yalan söyleyen bizler acaba yalanı nereden öğreniyoruz?
a) Ailemizden:
Küçüklüğümüzden beri anne babalarımız bize yalan söylüyor. “Oğlum sesiz
ol sana çikolata alacağım. “ “Akşam baban gelince sana oyuncak
getirecek”. Sakın demeyin, bebek ne anlar yalandan. Ancak zihni, bu
yalanlarını otomatik olarak kaydeder. Çocuk biraz büyür ve sonra başka
yalanlara şahit olur. Eve gelen telefona baba “evde yok de oğlum” der.
Annesi 9 yaşındaki oğluyla minibüse biner ama üç beş kuruş kar
yapabilmek için “o henüz 5 yaşında, okula gitmiyor” diyerek yalan
söyler. Evde çekiştirdiği komşusunu, mahallede görse güleryüz gösterip
över. Böyle bir ailede büyüyen çocuk yalanın gayet doğal bir şey
olduğunu düşünerek kendisi de yalan söylemeye başlar.
b) Basılı ve
görsel yayınlardan: Bir gün televizyonunuzu sadece izlediğini
programlardaki yalanları bulmak için izleyin. Aşk dizilerinde, aksiyon
filmlerinde, magazin programlarında, sabah programlarında, reklamlarda,
haberlerde sizce ne kadar yalana rastlarsınız? Maalesef yalan söylemeyi
biz daha küçüklüğümüzde televizyonlardan öğreniyoruz. En masum çizgi
filmlerde, romanlarda bile yalana maruz kalan bizlerin bilinçaltına
yalan o kadar normal bir şey olarak kazınıyor ki, sonrasında onu
içimizden söküp atmak çok güçleşiyor.
c) Çevremizden:
Ailemiz yalan söylemese, televizyon izlemesek de çevremizde yalan
söyleyen o kadar kimse var ki. Kısacası arkadaşlarımız, komşularımız,
amcalarımız, teyzelerimiz gözümüzün içine baka baka yalan
söyleyebiliyorlar. Bazen şaka olsun yalan söylüyorlar ama sonuçta
netice değişmiyor ve biz yine yalana muhatap oluyoruz.
Bazı
araştırmacılar, yalanı, söyleyenin patolojisini, yalanın hedefini ve
içeriğini göz önünde bulundurarak, şöyle sınıflandırmışlardır
Faydalı yalanlar: İlişkilerimizin iyiliği için
Histerik yalanlar: İlgi toplamak için
Savunma için söylenen yalanlar: Kendimizi zor durumdan kurtarmak için
Telafi etmek için söylenen yalanlar: Başkalarını etkilemek için
Kötülük için söylenen yalanlar: Kişisel çıkarlar elde etmek için
Dedikodu için söylenen yalanlar: Abartarak laf yaymak için
İmalı yalanlar: Yarı doğru ile yanlış yönlendirme yapmak için
Aşka gelip söylenen yalanlar: Başkalarının çıkarlarını gözetmek için
Patolojik yalanlar: Kendimizi ve başkalarını hırpalamak için
Yalancılık
günümüzde bir meslek ve hatta daha da ileri, bir sanat olmuş.
Teknolojik ilerlemelerin bu kadar hızlı ve yoğun yaşanması da
engelleyemiyor yalanı ve yalan söylemeyi. Hatta yalan ve yalancılık
çağa ayak uydurup hızla büyüyüp ve gün be gün gelişim gösteriyor. Tıpkı
bir bukalemun gibi ortama, çağa, mesleğe, sanata, kısacası her şeye
uyum sağlıyor.
Yalan söylemek,
ille ağzımızdan çıkan kelimeler değildir. Hile yapmak, dolandırmak,
kalpazanlık yapmak ve daha bir çok şeyi yapmak yalanın diğer branşları
olmaktadır. Politikacılar, sanatçılar, bilim adamları kısacası tüm
meslek dallarında rastlayabiliriz yalan ve yalancılara. Örneğin; kuduz
aşısını Pasteur’ün bulmadığını, Toussaint adında rakibi olan bir başka
veterinerin deneyleri sonucunda elde ettiği aşıyı, kendi bulmuş gibi
gösterdiğini ve bunun sonucu olarak ta Toussaint’in birkaç ay sonra,
sinir krizi geçirerek öldüğünü biliyor muydunuz?
Yalan, dünyanın
yapılabilecek en kolay mesleği, icra edilebilecek en kolay sanatı,
keşfedilebilecek en zor şeyleri kolayca keşfedebilmenin en kolay
yoludur. Karşımızdaki insanın, yalan söylediğini anlasak bile, bir
çoğumuz bunun doğruluğunu araştırma ihtiyacını duymuyoruz.
Karşımızdakilerin duymak istediklerini onlara söylemek, onların
mutluluğunu görüp karşılığında ödüllendirilmek, hepsi küçücük bir
yalanın büyük eserleridir. Eğer doğruyu söylemiş olsanız başınıza
gelebilecekleri asla tahmin edemezsiniz. Ama söylediğiniz yalan
kariyerinizi arttırabilir, ödül almanızı sağlayabilir, maaşınızın
artmasına neden olabilir.
Artık günümüzde,
inkar etmenin bu kadar rahat olması, suça teşviki körüklemekte,
insanların duymaktan hoşlanacakları şeylerin söylenmesi, yalanın
cazibesini ve boyutunu, bir gökdelenin daima yükselen katları durumuna
sokmaktadır. Git gide manevi değerlerin yozlaşması, kapitale dayalı
sistemin içerisinde, insanların daha fazla para kazanma hırsı ile
zamanın çoğunu çalışmaya ayırması ve kısa yoldan başarı ve zengin olma
arzusu, yalan ve yalancılığın günümüzün en cazip mesleği durumuna
gelmesine sebep olmaktadır.
Sabah
yatağımızdan kalktığımız andan, gece yatağa girip uykuya dalmamıza
kadar geçen sürede, sayısız yalan ve yalancıyla karşılaşmaktayız.
Kahvaltıda yediğimiz ekmeğin gramajının eksik olmasından tutun da;
televizyonda haberleri izlerken konuşan politikacının, ekonominin
mükemmel durumundan, demokrasinin tıkır tıkır işlemesinden bahsetmesine
kadar hep yalan vardır.
İşine geç kalan
memurun söylediği bahaneden, dersine çalışmayan öğrencinin uydurduğu
klasik “akşam elektrikler kesikti, çalışamadım” bahanesinin altında
yine aynı yalan vardır.
Yalancılık artık
günümüzün mesleğidir. Eskiden dürüstlüğün her şeyin üstünde olduğu
söylenirdi, şimdilerde de yine söylenen bu. Ancak, eskisi kadar artık
üstünde durulmamaktadır. Ne yazık ki mesleklerin icrasında ve üretilen
politikaların temelinde yatan asıl gerçek yalandır. Reklamların
tabanını oluşturan da aynı yalandır. İnsanları etkilemenin temelinde de
aynı yalan karşınıza çıkar. Artık karizmatik liderlerin yerini
günümüzde, insanları en iyi etkileyen ve bunu yaparken de onların
duymaktan hoşlanacakları şeyleri, onlara en güzel şekilde ifade
edebilenler almıştır. Yani gerçek yalancılar....
Ve ne yazık ki, yalandan hala kimse ölmemektedir…
“Yalan Dedektörü” Olmamız Mümkün mü?
Klinik psikoloji
alanında dünyaca tanınan ve David J. Lieberman’ın araştırmalarına göre,
birinin yalan söyleyip söylemediğini aşağıdaki ipuçlarıyla
anlayabilirsiniz:
- Yalan söyleyen kişi göz temasından kaçınır, göz göze gelmemek için elinden geleni yapar.
- Yalan söyleyen ya da bir gerçeği saklayan kişi, ellerini ve kollarını daha az kullanır.
- Kendisine soru sorulduğunda elleri sımsıkı kapanıyorsa ya da avuçları aşağı dönükse bu yalanın ya da kandırmanın sinyalidir.
- Ellerini yüzüne ya da boynuna doğru götürüyor olabilir ama bedeniyle teması sadece bu kısımlarla sınırlı kalır.
- Verdiği cevap nedeniyle içinin rahat olduğunu göstermeye çalışan kişi belli belirsiz kaçamak bir şekilde omzunu silker.
- Kişinin el kol hareketleri ile söylediği sözler arasında zamanlama hatası vardır. Baş hareketleri mekaniktir.
- Şaşırmış, korkmuş ya da mutluymuş rolü yapıyorsa, yüzünde beliren ifade, ağız bölgesiyle sınırlı kalacaktır.
- Yalan söyleyen kişi ayakta dururken ya da otururken konuşma sırasında sırtını dik tutmaz.
- Kendisini itham eden insandan uzaklaşmak isteğiyle muhtemelen bakışlarını kapıya doğru çevirir.
- Konuştuğu insanla ya çok az fiziksel temas kurar ya da hiç kurmaz.
- İşaret parmağını ikna etmek istediği kişiye yöneltmez.
- Kendisini itham eden kişiyle arasına bir takım nesneler koyar.
- Bilinçaltından sızan gerçek duygular, düşünceler ve niyetler dil sürçmesi şeklinde ortaya çıkar.
- Karşısındaki
kişi anlattığı hikayeye inanana kadar fazladan bilgi vermeye devam
eder. -Sorulara asla doğrudan cevap vermez, dolaylı olarak ima eder.
- Yalan söyleyen kişi, ‘ben, biz ve bizim’ gibi zamirleri ya çok az kullanır ya da hiç kullanmaz.
- Kullandığı kelimeler açık ve net olmayabilir.
- Sorulan soruya oranla aşırı bir tepki gösterir.
- Yalan söyleyen kişi, bütün sorularınıza cevap verebilir ama kendisi size soru sormaz”
- Konu değiştirildiğinde rahatlar ve gerginliği azalır.
- Haksız yere suçlandığına sinirlenmez.
- ‘Gerçeği söylemek gerekirse’, ‘Dürüst olmak gerekirse’ ve ‘Neden yalan söyleyeyim ki’ gibi cümleler kullanır.
- Soruyu önceden düşünmüş ve cevabı hazırlamıştır.
- Sorunuzu tekrar etmenizi ister ya da soruya soruyla karşılık verir.
- Konuşmasına, ‘Yanlış anlamanı istemem ama’ gibi bir cümleyle başlar.
- İlginizi dağıtmak için şaka yapar ya da dalga geçer.
- Daha ayrıntılı açıklama gerektiren konuları sıradan bir şeymiş gibi aktarır.
- Hikayesi o kadar inanılmazdır ki, sırf bu yüzden inanırsınız.
Peki Yalan Söylemekten Nasıl Kurtulabiliriz?
Yalan söylemekten kurtulmak için şunlar yapılabilir:
1. Yalandan
kurtulmanın en önemli adımlarından biri eleştiriye açık olmaktır.
Eleştirilmekten korkup korkmadığımızı tespit etmek önemli. Korkuyorsak
bu korkuyu üzerimizden atmaya çalışmalıyız. Alınganlığı bırakıp bize
yöneltilen her eleştiriyi kendimizi geliştirme adına bir fırsat gibi
görmeliyiz.
2. Önemli bir
adım da her şeyi göze alarak doğruyu söyleme cesaretini göstermektir.
Bunun için geçmişte ve bugün söylediğimiz yalanları gözden geçirmek iyi
bir başlangıç.
3. Söylenilen yalanlarla nelerin gizlendiğini, yalanların arkasındaki korkuları, endişeleri, kazanımları gözden geçirmeliyiz..
4. “Yalan
söylediğimizde neler kaybettik? Bizi yalan söylemeye teşvik eden
kazanımları, doğruyu söyleyerek de elde edebileceğimiz yollar var mı?”
Bu soruların muhakemesini yapılmalıyız.
5. Sıklıkla söylenilen bir yalan varsa, önce ondan kurtulmayı denemeliyiz.
6. Eskiden yalan
söylediğimiz anları hayalimizde canlandırarak sanki o anı ilk kez
yaşıyormuş gibi karşımızdakine doğruyu söyleyerek bu hatayı
düzeltebiliriz.
7. Unutmayalım ki
dünyaya bir yalancı olarak gelinmez. Kendimizi "ben yalancıyım" diye
etiketlemek yerine "bu güne kadar zaman zaman yalan söylediğim anlar
oldu. Bu, hiçbir zaman doğru söylemediğim anlamına gelmez" şeklinde
telkin edebiliriz.
8. Hata yapmaktan
korkmamalıyız. Kimse hata yapmak, ya da başkalarının hatalarıyla
uğraşmak istemez. Ancak hata yapmak ne yasaktır, ne de tümüyle kabul
edilmez bir şeydir.
Dürüst bir dünyaya…
7-24 PSIKOLOJIK-PEDAGOJIK DANIŞMANLIK, KİŞİSEL GELİŞİM ve EĞİTİM HİZMETLERİ
Rıhtım cad. Tayyareci Sami sok. Çamkök İşhanı No:8 daire:8,Sahilde Kızılay ve Saray Muhallebicisinin arka paralel sokağı, en üst kat, KADIKÖY 05057675885-05333738123-02163476003
www.ekremculfa.com
Assoc. Prof. Dr. Ekrem Çulfa
MSN: ekremculfa@hotmail.com
www.ozelpedagog.com